Sonbahara Farklı Bir Dokunuş: BRUGGE

Çan Kulesi, Grote Markt Meydanı, çikolata kokan masalsı sokakları ve daha niceleri. İlk andan itibaren misafirlerini içine çeken Arnavut kaldırımlarıyla sonbaharı Brugge’da karşılıyoruz.

Belçika’nın kuzeyinde yer alan Brugge, ilk görüşte kalbinizi çalacak bir şehir. Kozmopolit bir nüfusu barındıran bu ufak ve tarihi kent, Avrupa’daki en iyi korunan şehirlerden biri olma özelliğiyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki haklı yerini koruyor. Merkezde sizi, şehre gelen herkesin ziyaret etmeden geçemediği Grote Markt Meydanı ve Çan Kulesi karşılayacak. Zamanında pazarların, festivallerin, turnuvaların ve idamların düzenlendiği, her köşesi tarihi yaşatan bu meydan şimdi kentin en popüler buluşma noktası. Eğer Brugge’e yolunuz bir Çarşamba günü düştüyse hâlâ geleneksel pazarlardan birini görme şansını bulabilirsiniz.

Brugge kanallarında romantizmi yaşayın

Brugge’e kuzeyin Venedik’i demeleri boşuna değil. Gerçi bu sözü Stockholm için de söylerler ama kenti çevreleyen ve içinden de geçen kanallar Brugge’a da bu yakıştırmanın yapılmasının nedeni. Böyle olunca, kentin en keyifli etkinliği, görsel bir şölene dönen kanal turları… Brugge’e geldiğinizde mutlaka kanal turu için vakit ayırmalısınız. Kentin tarihi yapılarını sıyırıp geçen teknelerde, gizli bahçeleri, zarif köprüleri, asla yürüyerek göremeyeceğiniz manzaraları keşfedeceksiniz. Kanal turu yaparken Brugge’ün en güzel yerleri gözünüze bir başka çekici gelecek.

Dünya sanat tarihinde Flaman sanatçıların yeri yadsınamaz. O zaman gelin Jan Van Eyck, Hans Memling ve daha birçok Flaman ressamın şaheserlerini görebileceğimiz Groeninge Müzesi’nin yolunu tutalım. Müze, özellikle bu kentte yaşayıp çalışmış ressamlara ait, 14.-20. yüzyıl aralığındaki sayısız esere ev sahipliği yapar.

 

Şehir merkezinin kalabalığından sıyrılıp sakin bir kaçış arıyorsanız, Beguinage’ı listenize almanızı tavsiye ederiz. Burası, ağaçlar arasında, sıra sıra beyaz evlerin bulunduğu 14. yüzyıla tarihlenen bir manastır. Halen rahibelerin ve hiç evlenmemiş kadınların yaşadığı bu manastırda 17. yüzyılda günlük yaşam nasıldı sorusunun cevabını bulabilirsiniz.

Kendinizi lezzetlere teslim edin

Bu kadar gezmek iştahınızı açmış olmalı. Bu küçük Ortaçağ kenti Michelin yıldızlı restoranlardan sokak stantlarına kadar pek çok gurme lezzeti de misafirlerine sunmada cömert… Belçika denince akla çikolata gelir. Kentte Belçika çikolatalarını tadabileceğiniz pek çok dükkan ve cafe bulunur. Spegelaere, Van Oost gibi mağazalarda en kaliteli ve leziz çikolataları bulabilirsiniz. Daha mütevazı seçenekler için ise Stef’s’i deneyebilirsiniz. Çikolatanın yanı sıra waffle dükkanları da sizi cezbedecek bir başka lezzeti sunar. Ve tabii Belçika mutfağının vazgeçilmezi kızarmış patates…

 

Şehirde kızarmış patates üzerine bir müze bile var.

 

Brugge birinci sınıf, ödüllü restoranlar konusunda da pek çok seçenek sunar. De Jonkman, Den Gouden Harynck, Sans Cravate, Zet’Joe, The Park Restaurant gibi restoranlarda ödüllü şeflerin menülerini tadabilirsiniz. Craenenburg Cafe, Cuvée Wine Bar, Brasserie Raymond, Siphon gibi mekanlar da sizi Brugge’un masalsı atmosferine davet eder.

El emeği göz nuru

Brugge’den eli boş ayrılmak olmaz. Şehir konsept mağazalardan ünlü moda zincirlerine kadar pek çok alışveriş seçeneğine sahip.  Ama tavsiyemiz yerel sanatçılara şans vermeniz. Kent, tarihte olduğu gibi, şimdi de zanaatkarlarıyla öne çıkıyor. Şehirde dolaşırken el sanatında gelenekseli çağdaş anlayışla sunan pek çok dükkana rastlayabilirsiniz. Danteller güzel bir hatıra olabilir, ama dikkat! Piyasada pek çok taklit ürün de var.

 

Sonbaharda Avrupa’yı turlamak isteyenler için Brugge, tam kartpostallık bir durak olacaktır. Bu şehir, sıcaklığıyla, sevimliliğiyle, geçmişe bağlığıyla içinize işleyecektir.

Meydanda Ortaçağ’ı yaşatan binaların içinde en görkemlisi tabii ki Çan Kulesi. 83 metre yüksekliğindeki Çan Kulesi, şehri kuş bakışı seyretmek için en güzel nokta, ama 366 basamağı tırmanmayı göze almak lazım. Ama dilerseniz aşağıda kalıp, kulenin dibinde dünyaca ünlü patates cipslerinin tadına bakabilirsiniz.

“İşte Brugge’deyiz” diyeceğiniz o selfie’yi çekeceğiniz en ideal nokta Rozenhoedkaai. Telaffuzu zor olsa da kanalların en popüler ve en büyüleyici noktası burası… Dilerseniz Kırmızı Şapka İskelesi de diyebilirsiniz. Sevdiğiniz kişiyle burada vereceğiniz kısa bir mola, sonsuza kadar aklınızda kalacak bir hatıraya dönüşebilir.

Huzurlu gezimize şehrin surlarının kıyısındaki parklarda devam edebiliriz. Denir ki, Minnewater Parkı’ndaki köprüden sevdiğinizle birlikte geçerseniz aşkınız ebedi olurmuş. Aşkınızdan eminseniz şehrin kuzeydoğusuna uzanıp hâlâ ayakta olan yel değirmenlerine karşı piknik yapabilirsiniz.

Çarşamba günleri şehrin meydanlarının yerel pazarlarla canlandığına tanık olabilirsiniz. Pazar günleri ise Zand ve Markt Meydanları arasındaki caddelerin trafiğe kapatılıp alışverişçilere açıldığını görebilirsiniz. Tabii ki, bir kutu Belçika çikolatası evde sizi bekleyenler için en güzel hediye olacaktır.

Turumuza kentin bir diğer önemli meydanı olan, hemen yakındaki Burg ile devam edebiliriz. Kentin tarihi yönetim binaları bu meydanın etrafında toplanmış, ama özellikle Flaman Gotik mimarisinin incisi sayılan 14. yüzyıldan kalma Belediye Binası ve Rönesans mimarisinin kentteki nadir örneklerinden olan Adliye Sarayı gözlere ziyafet çeker. Aynı meydanda yer alan Kutsal Kan Bazilikası da içinde Hz. İsa’nın kanının olduğu söylenen bir şişeyi barındırdığı için turistlerin ziyaret noktasıdır.

© 2018 . Elite World Hotels . All Rights Reserved